13 Haziran 2011 Pazartesi

Hoşgelmişsin sayfam



Tesadüfen girdim sayfaya ve bir baktım... Geçmiş önüme dizilmiş. Bloglar açılmış, saklayıp da unuttuğum sonra da tesadüfen bulduğum sevdiğim bir oyuncağı bulmuş gibi oldum. Sevindim...
İğde kokusu, nane limon kokusu, ekte Sezen şarkıları..."Ah felek yordun beni, hem de çok kırdın beni... "
Kuzum nezle, benim midem sancılı. Küçük ufak tefek anlaşamamazlıklar, kırgınlıklar içimdeki nane limonu çay tortusuna çeviriyor. Faydasını alıp yüreğime saklamak istesem de, yüreğim kusuyor artık.
Haddini aşan sıkıştırma hareketleriyle, midemden beynime giden bütün yollarda üstü kapalı dükkanların dökülmüş yazılarıyla karşılaşıyor ruhum. Ruhum eski, eskitilmiş yollardan geçmeyi hayal ederken, çevresinde hayal ettiği yeşili, hedefte olması gereken maviyi hayal edemiyor. Yollar öncesine gidip, pembeleştiriverdiği bütün insanları artık renklendiremiyor. Turnusola benziyor, herkesin kendi rengini belli ediyor.
Zamanın içinde gevşek hareketler yapmak mümkün olduğunda, gözkapakları da ağırlaşıyor. Kaşıntılar artıyor.
İşte bu yüzden insan hasta oluyor.....

Hani derler ya; geçmiş olsun. Bazen olmuyor , geçiyor da iyileşmiyor. Geçmiş olmuyor.
Zeynep: 2 yaşını bitirdi. Her kelimenin ilk 2 harfini söylüyor.
-Sen benim neyimsin yavrum?
-Çi
-Hangi çiçeğimsin kuzum?
-Pa
-Papatyam benimmmm....