23 Kasım 2009 Pazartesi

yazıyorum, yazıyorum, siliyorum
yüzleşemiyorum...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Başım ağrıyor, aklım evde. Okullar tatil ama ben okuldayım, gitmek için yola bakıyorum. Yol da bana...
Kuzumu sinek ısırdığı için odasına cibinlik yaptık, dedesi uğraştı tavanı deldi, dübelledi ve işte.. Prenses odası oldu kızımın odası. Fotoğraflarını bastırdım, albümü var artık kızımın. Buzdolabına koyduk bir iki tane, bir de Esra Teyzesinin aldığı çerçeveye yerleştirdik yedi tanesini... Film çerçevesi arka arkaya çok hoş oldu.
Şimdi eve gitmeyi duş almayı ve uyumayı istiyorum ama hiçbirisini yapamayacağım biliyorum.
Ayın 26'sında 6 aylık olacak kızım, bir kaç gündür değişik sesler çıkarmaya başladı. Oturuyor bir kaç saniye bıraktığımızda, bakışları anlamlı... Akıllı kızım o benim...
Gündüz uykularına dikkat edildiğinde iki kere 45 er dakika kestirdiğinde gece uykusu daha verimli oluyor. Ama gündüz uykusu fazla kaçtı mı işte o zaman...

17 Kasım 2009 Salı

Batıl inançlar

"Hamile iken saç kesilmez
Hamile iken saç boyatılmaz.
Emzirirken su içilmez.
Bebek tırnakları kesildikten sonra atılmaz.
Bebek kıyafetleri kırk gün dolana kadar balkona asılmaz."
Hımm başka ne vardı?
Bunlar en sık duyduklarım ve güldüklerim...
Saçımı kestirdim, organik boyattım, emzirirken damacana ile su içtim neredeyse, tırnakları saklamadım, sıcaktı hava, kıyafetler balkonda kurudu.
Allah büyük, inancım sonsuz. Nazardan korkarım bir, bir de elbette ki Allahtan...
Şükürler olsun diyeydi yazım, hem de binlerce kez, dayanağım yok başka duadan...

16 Kasım 2009 Pazartesi

oradan buradan şuradan.. domuz gribi git artık


( Sincap çok şirin, internette bir şeyler ararken buldum, dayanamadım, ellere bakın! )


Canım kızım..
Gün geçtikçe güzelleşen bir duygu annelik...Cumartesi günü kızımın yüzünde çıkan kırmızı noktaların ne olduğunu öğrenmek için doktora gittik. Sinek ısırmış, kuzumun güzel yüzünü ve mini minnacık parmaklarını...
Annelik çok zor, en zor meslek hatta. İstifa edemezsin ama kovulma riskin çok fazla, hani derler ya anneye of denilmez... Bebeğe de of denilmez...
Nasıl olsa bebektir diyerek tutamaz insan belki kendini, ama ben onların büyüklerden çok daha hassas ve akıllı olduklarını düşünüyorum. Büyükler onlarca şey düşünürken onların düşündüğü net, büyükler olumsuz duyguları sosyal ortamlardan dolayı büyütüp beslemişken onlar masum...
Gülmeleri ise ömre bedel.
Saçları dökülüyor kızımın, artık 5 ay 3 haftalık. Mama sandalyesi var kızımın, oturuyor ama çabuk sıkılıyor. Babası katı meyve sıkacağı aldı cumartesi günü, hepimize yaradı. İşe başladıktan sonra uyumama durumu hala devam ediyor, uykusuzum, gözüm yatakta. Şimdi bir de korku var domuz gribi ile ilgili, hasta olanlara acil şifalar diliyorum.... İnsanın çocuğu olunca hayata bir başka bakıyor, kıyamıyor... Temizlik önemli, her zaman yapılması gerekenler işte, el yıkamak mesela eve girince şimdi önemli oldu. Ne ayıp ne ayıp.
Bu kadar akıllı becerikli bir millet olup da bu kadar şart şurtu bilmeyen bir millet olmuşuz, tembellik yapışmış kalmış. Bir üşengeçlik, bir muhalefetlik, hep itiraz, hep bahane. Yazık. Ama sorsan herkes Atatürkçü, herkes çok çalışkan. Önce kendimize baksak, önce bir aynaya baksak. Bizler mi örnek olacağız bebeklerimize?
Tıpkı hocanın dediğini yap, yaptığını yapma misali. Laf çok bizde. Ben de kısa keseyim bugün:)

3 Kasım 2009 Salı

Derin ce bir soh bet

Özledim yazmayı... Hatta okumayı... Bir yanım Sezen Aksu dinlemek istiyor, uyku diye ölürken uyumak istemiyor...Diğer yanım, diğer yanım..
Kaç yanım var bilmiyorum. İçimdeki boşluk kocamanmış, kızım gelmiş dolmuş
İçimde bir yara var kanıyor, anlatamamaktan mı, anlaşılamamaktan mı, kanayan yere tuz basmaktan mı? Sürekli ve durmadan kanıyor.
Bir balık mı kayıp gitti, kaldı mı bir duvarda?
Bilmiyorum...
Doymadığım yanım, yanlış duygularla doluyor, biliyorum.
Gece korku ile uyandım, dualar okudum, kızıma baktım. Korktum, çok korktum. Sakinleştim kendi kendime, her zamanki gibi...
Hoşbulmak için gelmiştim dünyaya, hoşbulmadım...
Ne acı bir kelimeymiş bu, alınırmış belki dünya... Ben ne derin düşünürmüşüm meğer, içim bu yüzden kanarmış, geri aldım... Dünyaya kıyamadım, hoşbuldum, hem de pek hoş buldum.