27 Nisan 2010 Salı

Tatil, yaşasın tatil...

Hafta sonu 23 Nisan Çocuk bayramını bahane ederek, Antalya'ya kaçtık. Uzun zamandan sonra ilk defa kızımla bu kadar süre başbaşa kalabildik. Arabada hele de mola vermeden 5 saat gidince bunaldı Zeynep.
Ama temiz hava iyi geldi, Çıtır ve Gizmo ile tanıştı. Kocaman iki köpeği gördüğünde şaşırdı, baktı ki hareket ediyorlar, kalbi çarpmaya başladı hızla. Kuzucum benim, yaklaşınca da başladı ağlamaya. Ama sonra baktı ki çok uyumlular, gel gel yapmaya başladı parmaklarıyla.
Dayısı canlılarla tanışma programını iki golden, iki tavuk, üç civciv  ve toprak ile sınırlandırdı bu sefer. Kızım toprakta emekledi, civcivleri sevdi, ( bir ara kanadını koparıyordu), tavuklara uzaktan baktı ve Çıtırın tüylerini yoldu. Çıtır ise özlemiş halasını, hep seveyim diye gözümün içine baktı ama doya doya sevemedim de kuzumu. Kuzular çoğalınca hangisini seveceğimi şaşırdım.:)
Antalya güzeldi, zaten Eskişehir'li birisi için sıcak iklim çekici gelmiştir. Eskişehirliler de bu yüzden çok sanırım orada. Akdenizi seviyorum, güneşi, denizi, yazı ve yazlığı çağrıştıran herşeyi seviyorum, içimdeki bütün kara bulutlar kayboluyor. Güneş losyonu kokusu depresyondaysam bile çıkmam için yeterli. Heyecanlandım, deniz ve kum... Hımmm
Güzel kızım insan gördükçe sosyalleşiyor, aslında olabildiğince değişik ortamlara sokmak gerekiyor bebekleri.  Tabii annenin hali kalırsa... Şu anda 11 aylık tam, allah uzun ömür versin. 6 tane dişi var, sıralıyor ve hiç yerinde durmuyor.
Bir de tabu oynadık, kuklalı olandan. Çok güldüm, özlemişim oyunlar oynamayı.

13 Nisan 2010 Salı

Zeynep... Güzel kızım...
10,5 aylık oldu bebeğim, bakıcı arıyorum. Teyzemiz ayrılacak, şimdiye kadar da 5-6 kişiyi gördük ama bir türlü seçim yapamadık.
Zor kararmış vesselam...
Artık uykularımız düzene girsin diye düşünürken, burun tıkanıklığı çıktı. Burnu tıkanıyor geceleri kuzumun, saat başı uyanıyoruz o zaman. Buhar makinesi de aldık ama fayda etmiyor galiba, serum fizyolojik damlatıyorum, o zaman da sanki etinden et kopmuş gibi ağlıyor. Ah anne olmak böyle işte, içinden birşeyler çekip çıkarıyorlar sanki.10 kg oldu, boyu da 74 cm idi en son. Emzirmeye devam, belki de emdiği için yemek yerken problem yaşıyoruz. Özellikle bende iken, başını sürekli sağa sala sallıyor, istemiyor yemek. Altını değiştirirken savaş halindeyiz, bezini bağladığımda zafer kazanmış gibi hissediyorum. Bir sonraki çişe kadar dinlenme süresi veriyorum kendime:)  Artık sıralıyor, emekliyor, uzaktan kumandalı araba aldık peşinden gitsin diye. Dedesi ve babası Zeynep uyuyunca oynuyor.
Gülümsemesi dünyaya bedel, ben uzaktayım çalışıyorum diye kapris mi yapıyor acaba?
Bu hırçınlığın sebebi bu mu? Dün öğlene kadar evdeydim, arada çarşıya gidip gelmelerimin dışında. Teyzesi ile bir güzel oynadı, mamasını yedi, altı değiştirirken oyun oynadı. Acaba ben anlamıyor muyum kızımın dilinden?
Oyyy oyyyyy.....