3 Eylül 2009 Perşembe

Aşk = Nefesim


Eşim iş değiştirdi, terfi ederek, daha iyi olanaklarla. Ama gözümüz yolda bekliyoruz onu kızımla. Bütün gün saat koşarak geçiyor da, akşam 6'dan sonra ilerlemiyor zaman. Dokuza doğru eve geldiğinde dünyalar benim oluyor, sanki ne varsa? Bir iki saatlik gecikme ile aşkım depreşiyor, özlüyorum, sızım burnumda, gözyaşım gözümün içinde bekliyorum. Aman kızım ağlamasın diye dua ediyorum, ağlarsa tutamam kendimi ben de ağlarım diye...

Oysa, açtığı çekmeceleri tam kapatmıyor diye dır dır yapıyordum ya da bilgisayar ile çok ilgileniyor diye, şimdi açık çekmecelerde varlığını hatırlayıp mutlu oluyor, o bilgisayarla ilgilendiğinde ben de gidip yanına kıvrılıyorum...

Aşk... Eksik olmasın hayatımdan... Zaten ben ona "nefesim"diyorum, ilk zamandan beri. Nefes almak benim için onunla hayat. Hafta sonu artık çocuk bayramı gibi benim için, ben çocuk gibiyim onu özlediğim zamanlarda iç çektiğim için...

Kızım olduğundan beri daha mı çok seviyorum, bilmiyorum... Ama daha çok özlediğim, daha çok sarılmak istediğim, daha çok dır dır yaptığım şeyleri yapsın diye beklediğim kesin... Canım eşimi hiç bir şey benden uzak etmesin...


2005 yılında ben eşime aşık olduğumda:


"Seni görmedim bugün ve deli gibi özledim. Yüzümde bütün savaşların raporu yazıyor sanki, güzel bir şey barındırmıyor mimiklerim. Bu savaş bitsin...mi?

Sen varsan içinde ve hep bir savaş olacak olsa bile yaşam; ben savaşın en güzel hallerini yazar, savaşın en sevimli hallerini kurgularım. Sen bitme; içinde ne barındırıyorsan gel. Tüm evcil, tüm vahşi, tüm yabancı duygularına karşı ben, misafirperverden öte- hepsine tek tek- teslimim...."


"Herkesin deli gibi istediği ben olma olgusuna yaklaştıkça korkuyorum, sensiz bir beni ben kime sevdireceğim?

Ben bir tek kendimi mutlu etmek için mi yaşayacağım, senin açlık,tokluk, iyilik, sıkıntı, huzursuzluk hallerini düşünmeden? Sıkıcı... Bu aşkın dört mevsimi de olsun, tüm yapım ve çekim ekleri olsun, hatta çok mu fazla bilmiyorum ama bileşik kelimeler oluşturalım biz. İçinde sen ve ben olmadan, bizden gelen, bizi taşıyan... Ayrılık olacaksa bile "ay" ben olayım ve sen "rılık" olmadan önce kaybolayım"

dedim...

1 yorum:

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

çok güzel yazmışsın....