2 Mayıs 2010 Pazar

2 Mayıs 2010

Bahar geldi hoşgeldi... Hafta sonu, hava güzel. İnsanın sağlığı yerinde olduktan sonra, karnı da tok olduktan sonra, sevdikleri de yanında olduktan sonra... Şükretmeli binlerce defa.
Dün ağaç bayramı vardı, kızım ve eşim adına iki fidan diktim. Onlar toprakla bütünleşip büyüyecekler, oysa evdeki çiçekleri solduran da benim, suçlu hissettim kendimi şimdi.
Dün Zeynep hava alsın diye çarşıya çıktık, eve döndüğümüzde nereye yatacağımızı şaşırdık. Arabasında durmak istemiyor, dışarıda temiz havada böyle gezerken mışıl mışıl uyuyayım da demiyor. Babasının kolları koptu, bir daha hep birlikte dışarı çıkıp gezme fikrine pek sıcak bakacağını sanmıyorum ki, akşam uykusunda ben de kafamı koyduğum yerde daldım gittim.
Fenerbahçe Eskişehirspor'u 2-0 yendi.
Zeynep'e "nerde göbişin kızım" deyince, göbeğine vuruyor:D
Çilek ve kuru kaysıyı çok seviyor.
Gece uykusunda süt için mutlaka uyanıyor en az iki kere, emzirme sona erdiğinde ne yapacağız bakalım?
Banyoya bayılıyor, fırsat bulsa klozetin içine girecek.
Arada ayağını tam basıyor ama hala yürümeye niyeti yok gibi.
Ba-ba, gey -gey, gel gel, ma-ma-ma, me-mme diyor.
Ama genelde iiiiiiiiiiiiiiiıııııııııııııııııyyyyyyyyyyyyyyy diye huysuzluk yapıyor.
Altı açıldığında kıyamet koparıyor.
Yemek yerken doyduğunda kafasını iki yana sallıyor.
Bir de kafasına vuruyor arada, komik oluyor. Her haliyle güzel oluyor,insanın kendi çocuğu ise her yaptığı süper oluyor...

Hiç yorum yok: