26 Kasım 2008 Çarşamba

Miniğim desem

Bugün çarşamba, çok güzel rüyalar gördüm. Hayırdır inşallah. Moralim oldukça iyi uyandım, yeşil, rüzgar, deniz, bebek...


Hem ne güzel anlattı hayatı rüyam, belki de sen anlattın kim bilir? Aslında sana bir isim vermek lazım, ama ilginçtir ki anlatırken uzun uzun anlatırım, ama kısaca isim koyamam. Başlık bulamam yazılara. Şimdi de sana isim bulamıyorum. Fasülye, biber, nurtopu, junior, cincancon gibi değişik şekilde seslenen anneler var... Ben ne desem, ne desem? Neyse biraz düşüneyim bu konuyu.



Özlem ablasından patik...

Sana yelek örüyorum, arkasına da "I win" yazıyorum, bitince fotoğrafını koyarım. Aslında yapacak çok fazla şey var ama bu dönem sakince geçireceğim ve seni iyi beslemem gereken bir dönem. Midem sürekli kazınıyor, sanki bir kaç bin işçi mide çeperimi sürekli cifle ovuyor gibi. Sürekli yesem mi, kilo almamam gerek ama. Özellikle ilk 3 ay hiç kilo almamam gerekiyordu ama ben 3 kilo aldım. Yemesem de giderek temizleniyor midem, içimden mis gibi cif kokusu gelecek korkusu ile koşuyorum mutfaga.

Bu arada bu dönemde öyle hassas bir burnum oldu ki, kendim bile şaşırıyorum. Metrelerce öteden ileride ne olduğunu hissediyorum, normalde de kokular çok önemlidir benim için. Temiz kokan bir ev, güzel kokan insanlar, lezzetli kokan yemekler... Artık ne yazık ki meyve ve sebzelerin o eski kokuları yok. Hele de limonlar artık kiraz ağacında mı yetişiyor ne? Hiç limon tadı yok, kiraz tadı da hiç yok ama zaten alakasız olsun diye yazdım.


Canım bu döneme kadar üç şey istedi, karpuz, kiraz ve denizde yüzmek. Demek ki yaz mevsimine doyamamışım bu sene, bir de denize...

Fedakarlıklar... Hayatı istediğin gibi yaşamak yerine, olması gerektiği gibi yaşadığın için sadece kendini takdir ediyorsun, ama kimse değmiyormuş fazla kıymet vermeye. Hele ki miniğim, ( sana minik diyeceğim karar verdim ) kendin gibi sanma kimseyi, biraz para varsa işin içinde emin ol ki bir kaç kat kapkağıdı vardır karşısındakinin yüzünde. Aslında param var diye, kendini büyük sananlardan daha çok, parası var diye onları büyük görenlerdedir ayıp. İnsanlık hiçbir banka tarafından takılmaz belki ama, insanlık kendi içinde saklayacağın ve çalınmasından korkmayacağın tek varlığındır.

Arada bu şekilde tecrübe dersleri verebilirim annen olarak, zaten sen doğduktan sonra ne yapman gerektiğini söyleyerek değil örnek olarak anlatacağım. Onun için şimdiden anlatmak istediklerimi buraya yazarak rahatlamak taraftarıyım.

Dayın sana çok güzel bir günlük gönderdi, "Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler?" kitabı ve iki adet DVD ile birlikte. müjdeli haber verdiğin için hediye. Anneannen ve büyükbaban da çok sevindiler, anneannen benim uzun zamandır istediğim banyo takımını aldı, büyükbaban da sana harçlık verdi. Emin ol saklayacağım senin için:) Esra teyzen, bir önceki blogda yer alan çiçekleri getirdi, eğer kız olursan ilk çiçeklerin onlar senin. Hatta bir tanesini kuruttum saklıyorum.
Biraz sonra çarşıya çıkacağım, hava çok güzel görünüyor. 2008'in sonuna doğru hayat bize neler getirecek bakalım?



Hiç yorum yok: