13 Mart 2009 Cuma

Kusura bakma

77... Doğum yılım, kalan gün sayısı, en sevdiğim rakamlar. Çok değil, bir kaç hafta öncesine kadar kendimi dünyanın en şanslı anne adayı hissederken bir kaç gündür inanılmaz bir boğulma hissi yaşıyorum. Televizyonda, Yüksek Hızlı Tren Eskişehir'e girerken, hıçkırarak başladım ağlamaya. Bir ara katılıyorum sandım, sonrasını hatırlamıyorum, dalmışım. Anne- kız hazır değildik galiba bu kadar hıza:)
İşin şakası bir yana, kendi psikolojimi kontrol edemediğimi düşünürken, miniğim nasıl güzel bir dünya sunabilirim ki sana?
Çiçek adlarını unutma tabii ki, ama ondan önce çevrendeki çiçekleri görmeyi unutma. Dikenleri batsa bile, elini silkele ve devam et yenisini koklamaya. Seni seven ve değer verenlerin hislerini boşa çıkarma, önce sen mutlu ol, önce sen kendini sev ki ancak bir başkasının sevmesiyle birey olacağını sanma...
Kimse senden birşey istemeden özel bir şey yapma. Doğumgünleri, özel günler hariç tabii ki. Kimseye istemeden iyilik yapma, ne zaman ki elini uzatırlar o zaman harekete geç ve kimseyi yarı yolda bırakma.
Kolay sinirlenme, sabır en güzel erdemdir. Ama içine de atma, bir tek sana, şahsına saygısızlık yapıldığında asla susma. Sen benim bir tanecik canparçam olacaksın, kimsenin seni üzmesine izin verme. Kendine dürüst ol, gerisi palavra.
Bütün bunları söyleyerek ben yazıyor, rahatlıyorum. Sana en önemli öğüdüm, sakın "aman annem böyle söyledi aksini yapmamalıyım" diye kendini kasma. Sana verilen en mükemmel özellik olan aklını kullan ve doğru yanlışı kendin bul, bütün bunlar benim söylemek istediklerim olduğu için yazıldı buraya, senin hayatının önceden kurgulanmış hali değil, bunu yaparsam annen değil, patronun olurum. Merak etme hayatında patronlar çok olacak, sen bana sarıl, saklan, mutlulukların için savaş ama yanlışsa eğer dediklerimi yapma...
Ben şimdiden sana sarılıyor ve saklanıyorum...
Seni çok seviyorum miniğim, üzüldüğüm anları kontol edemediğim ve seni etkilediğim için kusuruma ne olur bakma...

Hiç yorum yok: