11 Şubat 2009 Çarşamba

Bugüne devam

Güneşimi gördüm, yürüdüm 2 saat boyunca ve geldim. Yürürken denge ayarları bozuk insanlarla karşılaştım, sinirlerimi kontrol etmeye çalıştım. Astigmattan mıdır, önüne bakmamaktan mı, üzerine üzerine geliyorlar insanın. "Pardon" deme nezaketi nerede?

İletişimde de yer alan mahrem alanıma, yani 1 metrekarelik alanımın içine girmeyin kardeşim, kızdırmayın beni... Bu belki de koruma güdüsüdür biraz, kim bilir? :) Anne mi olacağım ne?

Yazarken gözlerim uyku sinyali veriyor, ama hayır birazdan kalkacağım. Yeşil mercimek çorbası yapacağım. Yanına ne yapacağıma karar veremedim, bakalım! Sen hareket ediyorsun içimde şimdi, ne istiyormuş miniğim?

Pazartesi günü pencerelerimiz takılacak, işte o zaman başlıyor maraton... (Gerçi "pencereleri yenilemeye gerek yok, toptan bütün çerçeveleri çıkarıp atacağım" diyor babacığın. Çünkü oksijensiz kalamıyorum, ev ferah koksun diye sürekli bir pencerem açık Tabii havalar bu kadar soğukken de.... Temiz hava gibisi var mı?)
Yaşasın!! Sağlıklı olalım da, hepsini yaparız tek tek değil mi? Enerjim geri gelsin lütfen... Burnum akmasın, ama bütün bunlar devam etse de sana sakın bir şey olmasın. Güneş sen sakın gitme, enerjim tükenme, sevgili eşim sen de sakın kendini özletme... Miniğim bekle... Az kaldı.


(Korkma pencereler açıkmış, soğuk olacak diye... Esra Teyzen düşündü senin minik ayaklarını:) )

Hiç yorum yok: